‘’BİZİM’’ TARİHİMİZ

cihan-yalvar

‘’BİZİM’’ TARİHİMİZ

   Maalesef biz Kırım Tatarları olarak tarihimize pek vakıf değiliz . Ben bu yazımda Biz Kırım Tatarları’nın çağlardır ortada olan büyük medeniyet ve derin tarihimize ilgi ve merak uyandırmak için kaleme aldım. Bir milletin dili ve tarihi çok ehemmiyetlidir. Tarih geçmişe ve geleceğe açılan bir kapı ve geçmiş ile gelecek arasındaki bir köprüdür. Bir Kırım Tatarları Kırım topraklarında hangi devletlerin boyların hüküm sürdüğünü bilmezsek geçmişe ve geleceğimize nasıl bakabiliriz. Ya da Rus Çarlarının Kırım üzerindeki emellerini bilmeden nasıl Kırım hakkında konuşabiliriz. Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı arasındaki ilişkiler belkide Kuzey Türklüğü’nün en önemli evresini oluşturmuştur. Niçin protesto mitinglerimizde Kırım Türktür Türk kalacak diyoruz hiç düşündünüz mü? Kırım Tarihi’ni anlamak Kuzey Türklüğü’nü anlamaktır. Genellikle bütün kitaplarında görürüz, Türkler Karadeniz’in Kuzeyinden geçerek son bozkır toprağı olan Macaristan’a kadar ilerlemişlerdir. Burada çeşitli devletler kurmuşlardır tarzında yazılar görürüz. Evet Karadeniz’in Kuzeyinden bir çok Türk boyu geçmiş ve bu bölgede önemli devletler zuhur ettirmişlerdir. Bu devletlerin bizim tarihimiz açısından önemi ortadadır. Bir millet geçmişini bilmeli ki geleceği hakkında bazı olaylara dikkat ile yaklaşabilmeli. Rus yöneticilerin şuan yaptıkları faaliyetleri tarihimiz ile karşılaştırırsak ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınızdır. 
   Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit Han’ın da dediği gibi; ‘’ Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor’’. Tarihini bilmek gelecek olan hataları da bir nevi engellemektir. Ben bir genç nesil üyesi olarak tarihimizin biri diri ve birlikte tutacağına da inanıyorum. Atasını tanımayan it peşinde gezer sözü çok ağır bir söz olabilir fakat tarihimizi, atalarımızı tanımamız için yerinde bir söz olduğuna inanıyorum. Gelecek nesillere tarihimizi öğretmek bizim boynumuzun borcudur. Neslimiz resmen tehlike altında dilimizi ve tarihimizi bilmeyen gençlerimiz var. Birliktelik demiştim birkaç cümle önce evet bu sıralarda en gerekli olan birbirimize sırtımızı dayamak ve birlik olmak bu ise ancak ve ancak dil ve tarihimiz ile olacaktır. Tabi ki bu iki unsurun içinde adetlerimiz de yer almaktadır. 
   Kırım Hanlığımızın kurucusu I. Melek Hacı Giray Han’ın ne şartlarda Kırım Hanlığını kurduğunu ve devamında gelen Kırım Hanlarının ne faaliyetlerde bulduklarını, ne gibi politikalar uyguladıklarını bilmek bizim bölge hakkında politika açısından gelişmemizi de sağlayacaktır. 1444 yada 1441 Kırım Hanlığının kuruluş yılı olarak tarihçiler tarafından kabul edilmektedir, bu tarihten 1783 yılına kadar ki olaylara bir göz atarsak bugün yaşadığımız sıkıntılı ve kritik dönem ile birebir aynı olduğunu anlayacağız. Ve olayları daha rahat anlayacağız. Tarihsel emeller hiçbir zaman değişmez. Devlet değişir, yönetim şekli değişir ama bir milletin tarihi emelleri değişme göstermez. İsmail Gaspıralı, Numan Çelebi Cihan, Cafer Seydamet Kırımer gibi ünlü şahsiyetlerimizi de tanımamız onların fikirlerini okumamız ve onların yapmak istediklerini düşünmemiz, irdelememiz gerekmektedir. 
   Bu yazıma Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün o meşhur sözü ile son vermek istiyorum: ‘’Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendine kuvvet bulacaktır’’.

0 yorum:

Yorum Gönder

Lütfen konuyla alakalı yorumlar yapın. Kırımın Sesi