KUZEY TÜRKLÜĞÜ – 1
Kuzey Türklüğü denilince aklımıza ilk gelen Kuzey topraklarında hüküm süren Türk boylarıdır. Coğrafya ise doğal olarak Karadeniz’in Kuzeyi olacaktır. Bu toprakların verimi ve stratejik önemi ortadadır. Kuzey’de egemenlik süren bu toplulukları sadece siyasi tarih açısından yansıtmak yanlıştır. Bu bölgede sosyal ve askeri alandaki tesirlerde önemlidir. Günümüzde bile hala önemini korumakta olan topraklardan birisi bu topraklardır. Bu noktada günümüzde dahi olan mücadeleler göz önündedir. Bu önemli toprakların kıyı bölgelere açılan kapılarından birisi ise Kırım’dır. Kırım’ın ticari hacmi ortadadır. Ticari hacmi dışında Kuzeye açılan kapı olması ve ulaşım konusundaki öneminden ötürü Kırım toprakları tarihi süreç içerisinde farklı devletler ve boylar tarafından egemenlik altına girmiştir. Kırım topraklarını ve Kuzey Türklüğü’ nün ufak tanımlamasından sonra gelelim esas konumuz olan Kuzey Türlüğü’ne.
Kuzey Türklüğü Türk tarihinde de büyük yer alan Batı Hunları ile başlıyor.Hunlardan önce İskitler ve Kimmerler’ de bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir fakat kaynaklarda Batı Hunları ile başlatmaktayız.Bahsettiğimiz topraklardaki Türk hakimiyeti Ulu hükümdar, kaynaklarda ise Tanrı’nın Kırbacı ismiyle anılan Atilla ile başlıyor. Yine Karadeniz’in doğu kıyısında kalan Kafkasya bölgesinde egemenlik süren Alanlar’ ı da hesaba katmamız gerekir. Ama Alanların tamamen Türk soylu oldukları üzerinde çeşitli tartışmalar vardır. Bildiğiniz üzere Atilla’nın kuvvetleri Anadolu’ya akınlar yapmış ve son bozkır toprağı olan Macaristan’a varmışlardır. Hunların ardından ise bölgeye Avarlar gelmişlerdir. İlk kez Kuzey Kafkasya topraklarına gelen Avarlar Doğu Roma yani Bizans ile de temaslar içinde bulunmuşlardır. Ve bu bağlamda İstanbul’u ilk kez kuşatan Türk boyu olarak tarihe geçmişlerdir. Avarlar daha sonra Orta Avrupa’da da bir takım faaliyetlerde bulunmuşlardır. Avarların Slav halklarına yapmış olduğu etkilerde askeri bağlamda önemlidir. Avarlardan daha sonra bölgeye ise Musevi Türklüğü’nün simgesi haline gelen Hazarlar gelmiştir. Hazar Kağanlığı en başta Göktürklerin batı kolu durumunda iken ileriki süreçte Göktürkler’den koparak kendi kağanlıklarını kurmuşlardır. Hazar Kağanlığı’nın içinde İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik bulunmaktaydı fakat hanedan ailesi içinde Musevilik görülmektedir. Hazarların ticari yönden Kırım topraklarını kullandıklarını biliyoruz. Hazaların kurdukları Sarkel Kalesi ise mimari yönden çok değerlidir.
Aynı şekilde Hazarlar Kırım’ın stratejik önemini de bilmekteydiler. Hazarlar ile Arapların mücadelesine de değinmeden geçmek olmaz. Halife Osman döneminde başlayan mücadele bir nihai sonuca varamamıştır. Yani her iki tarafta yenilgi veya galibiyet alamamışlardır. Hazarların ileride Rusya’yı oluşturacak Slav halklara da tesiri ortadadır. Slavların ordu teşkilatında önemli bir tesir yaratan başlıca üç Türk boyu vardır; birisi Bizans’a kafa tutan Avarlar, ikincisi Musevi Türklüğü’ nün temsilcisi olan Hazarlar, üçüncüsü ise Türklerin katalizör boyu olan Kıpçaklardır.Hazarların yıkılmasından sonra bölgeye Peçenekler gelmişlerdir. Peçenekler ile Rusların mücadeleleri de önemlidir. Peçenek Başbuğu Küre’nin kuvvetleri tarafından Knez Svyatoslav’ın öldürülmesi Peçenek- Rus ilişkilerini çıkmaza sokmuştur. Ardından gelişen olaylar ile Ruslar ile Peçeneklerin arası iyice açılmıştır. Kendi benliklerini yitiren Peçenekler Bizans ordusunda paralı askerlik dahi yapmışlardır. Biz bu olayı 1071 yılında meydana gelen Malazgirt Savaşın’da öğreniyoruz. Sultan Alparslan komutasındaki Selçuklular’ın karşısında aynı dili konuşan insanlar çıkmıştır.Bu insanlarında Peçenek boyundan oldukları söylenmektedir. Kuzey Türklüğü’nün bir zaman sonra Anadolu topraklarına da sarktığını görmekteyiz. Karadeniz’in Kuzey’in de ki en büyük Türk tesirini yaratan ve bu tesiri toplayan fakat kendilerine ait bir devlet kuramayan Kıpçaklar Kırım’da var olan Türk varlığını bir üst seviyeye taşımıştır.Bir diğer adı Kumanlar olan Kıpçaklar Türk boyları arasında katalizör boy olarak tanınmıştır.Kıpçaklar Mısır topraklarından Bulgaristan ve Romanya topraklarına kadar yayılmıştır. Aynı şekilde Türk boyları içinde en geniş coğrafyaya yayılan boydur da diyebiliriz. Kumanlar’ın Ruslar ile münasebetleri dolayısıyla Ruslara tesir eden üçüncü unsur olarak Kumanlar’ı da dahil edebiliriz. Hatta Rus- Kıpçak mücadeleleri Rusların meşhur İgor Destanı’nı ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Rusların bir çatı altında toplanıp gelişmesini de sağlayan Kumanlardır. Fakat Kalka’da 1223 yılında meydana gelen savaşta Kumanlar Ruslara yenilerek kendi hayatlarının sonuna gelmişlerdir. Mısır’a giden Kumanlar burada bildiğiniz üzere Memluk Devleti’ni kurmuşlardır. Kırım topraklarında da büyük bir etki yaratan Kıpçaklar Moğol İstilası ardından bölgede kalan halklardan birisi olmuştur.
Görüldüğü üzere Karadeniz’in Kuzeyi’nde Altınordu Devleti ve Kırım Hanlığı’na kadar olan olaylar bu şekilde özetlenebilir. Bundan sonraki yazımda ise esas konumuz olan Altınordu Devleti ve Kırım Hanlığı’nın Kuzey Türklüğü’ne ait bölgedeki faaliyetleri hakkında bilgi vereceğim.











0 yorum:
Yorum Gönder
Lütfen konuyla alakalı yorumlar yapın. Kırımın Sesi